Dünya genelinde yaşam süresinin uzamasına bağlı olarak akciğer, alzheimer, parkinson, yüksek tansiyon, şeker, kemik erimesine bağlı kırıklar, duyu ve görme bozuklukları gibi hastalıkların görülme sıklığının da yükseldiğini belirten Prof. Dr. Eftal Yücel, özellikle 65 yaş üstündekilerde osteoporozun görülme oranının yüksek olduğunu bildirdi.
Yücel, osteoporozun genetik olma özelliği taşıdığını, ailesinde kalça kırığı olanların, 3 aydan uzun süre ve günde 5 miligramdan fazla kortizon kullananların ya da kullanacakların, bazı hormonal bozukluğu olanların, çok sigara içenlerin ve zayıf kişilerin risk grubunda olduğunu kaydetti. Risk taşıyan kişilerin kemik mineral yoğunluklarına 65 yaşından daha önce bakılabileceğini dile getiren Yücel, risk taşımayanların ise 65 yaşından önce kemik mineral yoğunluğu ölçümü yaptırmalarının gereksiz olduğunu söyledi.
GERİ ÖDEME KRİTERLERİ YENİDEN DÜZENLENMELİ
Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Eftal Yücel, osteoporoz tedavisinin maliyetinin yüksek olduğunu belirterek, Türkiyede osteoporoz tedavisinde kullanılan ilaçlara bir yıl içinde yaklaşık 300 milyon dolar harcanıyor. Bu paranın muhtemelen 200 milyon dolardan fazlası gereksiz yapılan tedaviler için ödeniyor diye konuştu.
Osteoporozun kronik bir hastalık olduğu için ilaçların uzun süre kullanılması gerektiğini anlatan Yücel, ilaç tedavisine ilişkin kararın dikkatli alınması gerektiğini söyledi.
Yücel, batı ülkelerinde osteoporoz tedavisi için uygulanan geri ödeme sisteminin Türkiyeden çok sıkı olduğuna işaret ederek, Örneğin İngilterede kişi 70 yaşından ileriyse, risk faktörü taşıyorsa ve kemik mineral yoğunluğu ölçümü osteoporozu gösteriyorsa ilaç parası ödeniyor. Türkiyede ise kriter sadece kemik mineral yoğunluğu ölçümü olarak alınıyor, risk faktörlerine ve kişinin yaşına bakılmıyor. Dolayısıyla, kırık riski fazla ve yaşı ileri olmayan kişilere gereksiz ilaç tedavisi yapılabiliyor. Bu durumda Sosyal Güvenlik Kurumu, binlerce hastanın tedavi masrafını gereksiz olarak üstleniyor. Buna karşılık çok az kırığın önüne geçilebiliyor dedi.
Sağlık Bakanlığının 2 yıl önce öneriler doğrultusunda gereksiz osteoporoz ilacı karşılanmaması için çalışma başlattığını ancak uygulamaya geçmediğini ifade eden Yücel, Bu ilaçların verildiği hastaların çoğu kırık riski fazla olmadığı halde ilaç kullanıyor. Bu, maddi kaybın yanı sıra hasta için de vücuda gereksiz ilaç yüklenmesine ve yan etkilerin ortaya çıkmasına neden olabiliyor şeklinde konuştu.
Yücel, Türkiyedeki ilaç tedavisi için gerekli kriterlerin yeniden düzenlenmesi gerektiği görüşünü savunarak, şöyle devam etti:
Osteoporoz ilaçlarının geri ödemesi için en azından kırık riski Türkiyedekinden çok daha fazla olan İngilterede uygulanan ölçütler uygulanmalı. Özellikle 70 yaşından önce sadece kemik mineral yoğunluğu sınırın altında ancak diğer riskleri taşımayan (osteoporotik) hastaların osteoporoz ilaçları Sosyal Güvenlik Kurumunca karşılanmamalı.
Kemik mineral yoğunluğu osteoporotik olan ancak diğer risk faktörlerini taşımayan kişiler için yeterli kalsiyum ile D vitamini alınması ve fiziksel aktivitenin artırılması yeterlidir. Zaten kemik kitlesi 30 yaşında üst düzeye çıkar, bu yaştan sonra mevcut değerin üstüne çıkarılamaz anca azalması yavaşlatılabilir.