2008 Nobel Edebiyat Ödülünü kazanan Le Clezioyu NTVMSNBCye yorumlayan edebiyatçılar kararın sürpriz olduğunu, Le Clezionun popülerlikten uzak, Orhan Pamukvari bir yazar; bağımsız bir entelektüel, dünyaya doğru bakabilen bir adam olduğunu söylediler.
İSTANBUL - 2008 Nobel Edebiyat Ödülü’nün sahibi Fransız yazar Le Clezio ülkemizde de fazla tanınan bir yazar değil. Çöl, Okyanus Kokusu ve Angoli Molina, Göçmen Yıldız, Ourania, Altın Balık ve Tutanak kitapları Türkiyede de yayınlanan yazarla ilgili NTVMSNBCye konuşan edebiyatçılar, Le Clezionun Nobel Edebiyat Ödülü kazanmasını sürpriz ve doğru bir karar olarak gördüklerini, fazla popüler bir yazar olmamasının kendisinin bilinçli bir tercihi olduğunu, önemli bir isim ve Orhan Pamuk gibi tartışmalı bir yazar olduğunu söylediler.
Pınar Kür: CLEZIOYU OKUDUM AMA BENDE İZ BIRAKMADI Benim adayım falan yoktu. Ben Nobelle ilgilenmiyorum. İnsan, ay şu alsın, bu mu alacak? diye -gençlik döneminde daha çok merak ediyor. Clezionun birkaç eserini okudum, ama çok zaman önce. Benim Fransada öğrenci olduğum dönemlerde o da genç bir yazar olarak ilk kitabını yayınlamıştı. Okumuştum ama bende çok iz bırakmamıştı. Zaten bu 20. yüzyılın ikinci yarısından sonra dünyada çok fazla iz bırakan yazar çıkmadı.
Doğan Hızlan: BELKİ BİR TANE KİTABINI OKUDUM Yakından takip ettiğim bir yazar değildi. Belki bir tane kitabını okudum ama onu bile hatırlamıyorum.
Mario Levi: BÜYÜK BİR SÜRPRİZ OLDU Benim için büyük sürpriz oldu. Hatta o kadar görünürde olamayan bir yazar ki açıkçası yaşayıp yaşamadığından bile emin değildim. Bu bakımdan benim için sevindirici bir sürpriz oldu. Le Clezio ortalıklarda görünmemeyi tercih eden bir yazar. Bu yönüyle de beni her zaman çeken bir yazar. Kaleminin ardında duran yani gündeme girebilmek için edebiyat dışı herhangi bir yola sapmayan, gerçek ve has edebiyat yapan yazarlardan biri. Günümüzde Fransızcayı en iyi kullanan yazarlardan biri. Edebiyat işçiliği olan bir yazar. FRANSADA BİRÇOK OKUR ONU TANIMIYOR Fransada belirli bir kesim tarafından çok önemsenen, saygı duyulan bir yazar ama hiçbir zaman çok popüler olmamış. Le Clezioyu Fransada birçok okur tanımıyor. Ama bu Le Clezionun bilinçli bir tercihi ve doğru bir tercihtir. Ödülü alması kesinlikle tartışılamaz. Has bir edebiyatçı, inanılmaz bir dil işçiliği, derinliği, tavrı, duruşu olan, dörtdörtlük bir yazar. Tek eksiği pazarlamasının zayıf olması ki buna da zayıflık denemez. Bu da Nobel ödül komitesinin çok popüler olmayan yazarları da değerlendirdiğini gösteriyor.
ADAYLARIM OZ, KUNDERA, AUSTERDİ Açıkçası benim adaylarım Amos Oz, Paul Auster ve Milan Kunderaydı. Sevdiğim bu üç ismin de almamasından üzüntü duymadım çünkü Le Clezionun aldığını duyunca çok mutlu oldum.
Leyla Erbil: DOĞRU KARAR OLDUĞU İÇİN SÜRPRİZ Benim alması muhtemel isimler içinde bir favorim yoktu. Le Clezio da sevdiğim yazarlardan biri. Biraz sürpriz olduğunu söyleyebilirim. Adı geçen isimlerin arasından Le Clezioyu seçmeleri bence doğru bir karar.
BÖYLE YAZARLAR ÇOK KALMADI GÜNÜMÜZDE Ben zaten kendisini çok öne çıkaran yazarları sevmiyorum. Le Clezio öyle bir isim değil. Kendinden emin olduğu için kendini geriye çekmiş. Kendini paketlemeye, reklama vermemiş. Böyle yazarlar çok kalmadı günümüzde. Benim Türkiyeden adaylarım ise Gülten Akın, Ahmet Oktay ve Enis Batur. Cüneyt Ayral: ORHAN PAMUKVARİ BİR YAZAR... Yazarı tanıyorum. Orhan Pamuk-vari bir yazar; bağımsız bir entelektüel, dünyaya doğru bakabilen bir adam. İnsanları doğru anlatmış bir adam. O açıdan değerlendirmek lâzım. FRANSIZLARIN BU ÖDÜLE ÇOK SEVİNECEĞİNİ SANMIYORUM Fransızların bu ödüle çok sevineceğini sanmıyorum. Fransızlar tutucu bir toplumdur. Ve edebiyatta reklamın çok geçerli olduğu bir toplumdur. O nedenle sevinemeyeceklerdir. Onlar daha ortalıkta bir isim alsın diyebilirlerdi belki.
Metin Celâl: BENİM FAVORİM PHILIPPE ROTHTU AMA Türkiyede hemen hemen bütün kitapları çıkmış bir yazar. O anlamda Türkiyede tanınan bir yazar diye düşünüyorum. Benim ilgimi çeken şey, Amerikan yazarlarına Nobel ödülünün verilmemesi. Bununla ilgili fikir, niyet de belirtmişler. Onun dışında garibime giden bir şey yok. Benim favorim Philippe Rothtu ama Amerikalılara vermeyeceğiz diye düşündükleri için vermemişler. Nobel Edebiyat Ödülü her sene tartışılan bir ödül. Bu anlamıyla da, kime verildiğiyle de tartışılıyor. Ama aynı zamanda tabii ki o yazarlara dikkatimizi çekiyor ve onlarla ilgilenmemizi sağlıyor. Bu vesileyle gördük ki, Türk yayıncılığı hemen hemen önemli hiçbir yazarı kaçırmıyor ve onları Türkçede değerlendiriyor. Bu da Türkiyedeki yayıncılık açısından gurur verici bir şey.
Tarık Günersel: AKLIMDA ÜÇ İSİM VARDI Ciddi bir yazar. Bu vesileyle okuma listemde öncelik taşıyan yazarlardan biri haline geldi. PEN olarak Yaşar Kemal, Leyla Erbil ve İlhan Berki aday göstermiştik. Orhan Pamuka ödül verildiği için Türkiyeden hemen bir kişiye daha yakın zaman içinde Nobel verilmesi beklenmiyordu. Benim aklımda Nobel için üç isim vardı: Margaret Atwood, Carlos Fuentes, Amos Oz.
Ben de sevindim doğrusu Le Clezio nun
kazanmasına.Doğrusunu söylemek
gerekirse Cundera dışındaki diğer
adayları pek bilmiyorum ama Le Clezio
kendine has bir pencereden bakıyor
gibi dünyaya.Çöl çok farklı bir
deneyim sunmuştu bi de ben en çok
Afrikalıyı merak ediyorum.Ama bildiğim
kadarıyla türkçeye çevirisi olmadı
henüz.Bilgi sahibi arkadaşlar burda
yazarsa sevinirim.