İSTANBUL - Cumhurbaşkanı Gül ile Romanya Devlet Başkanı Traian Basescu, Çırağan Sarayındaki görüşmelerinin ardından ortak basın toplantısı düzenlediler. Romanya Devlet Başkanı Basescu ile kapsamlı görüşmelerde bulunduklarını ve görüşmelerin ikili ilişkiler ile bölgesel işbirliği adına çok yararlı olduğunu düşündüğünü ifade eden Gül, Romanyanın, bölgede Avrupa Atlantik kurumlarıyla başarılı bir şekilde bütünleşen örnek bir ülke olduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanı Gül, AB ile müzakere sürecinde Türkiyeye kuvvetli destek veren Romanya ile yakın ilişki içinde bulunulduğunu dile getirerek, Birbirlerine çok yakın coğrafyalarda, yoğun ekonomik ve insani ilişkilere ve benzer dış politika yönelimlerine sahip bulunan ülkelerimiz arasında her alanda ilişkilerimizi geliştirmeye özel önem atfetmekteyim dedi.
Romanyada huzur ve güven içinde yaşayan 80 bin kadar Türk soydaşın iki ülkeyi birbirine bağlayan bir köprü görevi gördüğünü, Romanyada faaliyet gösteren Türk iş adamlarının yatırımlarının 2 milyar dolara ulaştığını vurgulayan Gül, Türkiye ve Romanya, Balkanlarda birbirlerinin en büyük ticari ortağıdır. Toplam ticaret hacmimizin 2007 yılı sonunda 7 milyar dolara yaklaşmış olmasından memnuniyet duyuyorum. Bu çerçevede 2010 yılında 10 milyar dolarlık bir ticaret hacmine ulaşılması için gayretlerimizi sürdüreceğimizi belirtmek isterim diye konuştu.
GÜRCİSTANDAKİ GELİŞMELER Görüşmelerde, ikili ilişkilerin yanı sıra bölgesel konuların ve Gürcistanda yaşanan gelişmelerin de ele alındığını dile getiren Gül, şunları kaydetti:
Güney Kafkasyada barış, istikrar ve refah ile işbirliğinin tesisi konusunda Basescu ile benzer görüşleri paylaştığımızı gördüm. Komşumuz ve dostça ilişkiler içinde olduğumuz Gürcistanın sorunlarının toprak bütünlüğü temeli ilkesinde barışçı yollardan çözülmesi gerektiği düşüncesindeyiz. Gürcistandaki çatışmaların başladığı günden beri Başbakanımız ve Dışişleri Bakanımız muhataplarıyla diyalog halindedir. Ben de Gürcistan Devlet Başkanı Saakaşvili ve Rusya Devlet Başkanı Medvedev ile görüştüm. Bugün geldiğimiz noktada çatışmaların sona ermiş olması, ateşkesin sağlanmış olması ve Rusyanın ateşkese uygun olarak birliklerini çekmeye başlaması ümit vericidir. Şimdi en kısa zamanda kalıcı bir barış ve istikrarın temini için çalışılmalıdır.
Cumhurbaşkanı Gül, son çatışmalardan edinilen tecrübelerin ışığında bölgedeki ihtilafların barışçı yollardan çözüme kavuşturulması hedefi üzerinde daha çok çalışılmasına ihtiyaç duyulduğunun görüldüğüne dikkati çekerek, bu çerçevede Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın Moskova, Tiflis ve Baküye ziyaretleri sırasında Kafkasya İstikrar ve İşbirliği Platformu önerisinde bulunduğunu hatırlattı.
Gül, Kafkasyada barış, güvenlik ve istikrarın tam anlamıyla tesisi ve sürdürülebilirliğinin temini bakımından bu platformun oluşturulmasının önem taşıdığı görüşünde olduklarını belirtti.
SORULAR Konuşmasının ardından soruları yanıtlayan Gül, Karadenizin güvenliği açısından buradaki güçlerin tekrar dengelenmesi söz konusu olursa bunun ABD güçleriyle dengelenmesine nasıl bakıyorsunuz? şeklindeki soruyu yanıtlarken, şunları söyledi:
Karadenizde yeni bir düzenlemeye ihtiyaç olduğu kanaatinde değilim. Montrö Sözleşmesi neredeyse 72 senedir imzalandığı gibi aynen uygulanıyor. O zamandan bu zamana hiç istisnasız Karadeniz barışın, huzurun ve istikrarın sembolüdür ve böyle olmaya da devam etmelidir. Karadenizin barış, huzur ve istikrarını da sahildaş ülkeler olarak bizler korumaya kararlıyız.
Bugün gerçekleştirdikleri görüşmede, bölgenin istikrarının korunması ve potansiyel problemlerin çözümüne yardımcı olunabilmesi için tecrübeli, realist ve kararlı bir şekilde hareket etmek gerektiğini konuştuklarını aktaran Gül, bu konularda dikkatli, tecrübeli ve yapıcı bir üslup ve davranış içerisinde olan herkesin katkıda bulunabileceğini söyledi.
PLATFORMDA ERMENİSTANIN DA OLMASI ÖNGÖRÜLÜYOR Gül, Kafkasya İstikrar ve İşbirliği Platformu konusunda Ermenistan ile görüşme yapılıp yapılmadığının sorulması üzerine de Düşünülen bu platform içerisinde Kafkas ülkesi olduğu için Ermenistanın da olması öngörülüyor. Problemler söz konusu olduğunda, bu problemlerin çözümüne katkı sağlaması için onlar da bu işe davet edildi. Görüşmeler, bununla ilgili çalışmalar devam ediyor şeklinde konuştu.
Bence sorulması gereken soru
Cumhurbaşkanımızın konuklarını
İstanbulun en pahalı mekanında mı
yoksa , Ankara da Çankaya Köşkünde mi
ağırlaması gerektiğidir.Nedeni ni
gerçekten anlayamıyorum !!!
İnsanlarımız bu kadar sıkıntılı ve
geçinemeyecek durumdayken , ekonomi ve
dış politika bu kadar çıkmaza
girmişken bu yapılan konukseverliğin
Çankaya köşkün de yapılmasını
isterdim.Bence en önemlisi ATATÜRK
ümüzü unutmayalım.Çünkü Türkiye"ye
gelip Ankara ya uğramamak , ATA mıza
yapılmış bi saygısızlıktır.Bizi ayakta
tutan değerlerimizi yitirmeyelim.