Tarih boyunca bir çok deprem yaşayan İstanbul, depremle Bizans İmparatorluğuna başkent olmasından 12 yıl sonra, 342 yılında tanıştı, ancak kent depremden çok fazla etkilenmedi. Kentte 1296da meydana gelen depremde ise taş üstünde taş kalmadı...
İSTANBUL - Eminönü Belediyesince, Topkapı Sarayı Müzesi Başkanı Prof. Dr. İlber Ortaylı, tarihçi Prof. Dr. Vahdettin Engin ve Yrd. Doç. Dr. Erhan Afyoncuya hazırlatılan Payitaht-ı Zemin Eminönü: Bir Dünya Başkenti adlı eserden derlenen bilgilere göre, kentte, tarih boyunca bir çok deprem yaşandı.
İstanbul, ilk depremini Bizans İmparatorluğunun başkenti olmasından 12 yıl sonra 342 yılında yaşadı. Ancak kent depremden çok fazla etkilenmedi.
İstanbul, 24 Ağustos 358de İzmiti yerle bir eden depremle yeniden sarsıldı. Kentte, 402, 412, 417, 423, 437 ve 442 yıllarında meydana gelen depremler çeşitli hasarlara yol açtı.
İstanbulda 447de meydana gelen deprem büyük yıkıntıya neden oldu. Bu yıllarda Tanrının Kırbacı Atilla Roma ve İstanbulu tehdit ettiği için surların önemli bir kısmının yıkılması, kentte paniğe yol açtı. İstanbullular, bu tehdidi önleyebilmek için gece gündüz çalışarak surları bir kaç ayda tamir etti.
Sonraki yıllarda da İstanbul depremlerle sallanmaya devam etti. 450, 477, 487, 525, 533 yıllarında meydana gelen depremler İstanbulda hasara sebep oldu.
Bir çok evi, surları, heykelleri yıkan 16 Ağustos 542deki şiddetli deprem, binlerce insanın ölmesine neden oldu. İstanbulda 7 Mayıs 558de gerçekleşen deprem çok büyük hasara yol açtı, Ayasofyanın kubbesi çöktü, yüzlerce ev yıkıldı.
İMPARATORUN YATAĞI SARSILDI İstanbul, 583 ve 611 yılındaki depremlerden sonra uzun süre depremlerden uzak yaşadı. Yaklaşık 130 yıl sonra 26 Ekim 740ta İstanbul büyük bir depremle sarsıldı, daha sonra 780, 790, 796, 860, 866, 869, 948, 989 ve 1010 depremleri meydana geldi. İstanbul 13 Ağustos 1032 ve 16 Mart 1033te arka arkaya iki depremle tahrip oldu, bunları 1042 ve 1064 depremleri izledi.
Kentte 1 Mart 1202de meydana gelen deprem, şiddeti kadar saraydaki olayla da tarihteki yerini aldı. Depremde Bizans İmparatorunun yatağının önü yarıldı ve bir harem ağası oraya düşerek öldü.
Bu depremden 3 yıl sonra İstanbul 1261ye kadar sürecek Latin işgaline uğradı. Latin döneminde 11 Mart 1231 salı günü meydana gelen şiddetli depremde şehir ve surlar zarar gördü.
1419 DEPREMİNDE TSUNAMİ MEYDANA GELDİ Fazla şiddetli olmayan 1289 depreminden 7 yıl sonra 1 Haziran 1296 Cuma gecesi İstanbulda büyük bir deprem oluştu. Bu depremde İstanbulda taş üstünde taş kalmadı. Evler, saraylar, kiliseler, surlar yakıldı, su baskınları meydana geldi, artçı sarsıntılar 2 ay kadar devam etti ve Bizanslılara korku dolu anlar yaşattı.
İstanbul, Ocak 1303te ard arda 2 deprem yaşadı. Depremin 1. Athanasiosun ikinci kez patrikliğe tayini sırasında meydana gelmesi, patriğin Hayır duası olmadığı şeklinde yorumlandı.
Bizanslılar 1402de Timur karşısında Osmanlıların mağlup olmasına sevinirken İstanbulda meydana gelen deprem, sevinçlerini kursaklarında bıraktı. 1419 depreminde tsunami meydana geldiği de anlatıldı. Bizans döneminde İstanbulda son deprem 1437de oldu.
1000 YILINDAN SONRAKİ EN BÜYÜK DEPREM Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmetin 1453te İstanbulu fethinden sonra meydana gelen iki büyük deprem, 2. Bayazıdın hükümdarlığı dönemine denk geldi. Kentte 10 Eylül 1509 günü gece saat 04.00te meydana gelen deprem, İstanbul için çok yıkıcı oldu. Kıyamet-i Sugra yani Küçük Kıyamet olarak adlandırılan depremden sonra padişah Edirneye gitti.
İnsanlar ne olduğunu anlayamadan bütün şehir harap oldu. 1509 İstanbul Depremi, 1000 yılından sonraki dönemde Doğu Akdenizde meydana gelen en büyük deprem olarak nitelendirildi. Boludan Edirneye kadar kendini hissettiren depremde şehir halkının yaklaşık yüzde 10u deprem sonucu ya öldü ya da yaralandı.
Deprem en büyük hasarı camilere verdi. 109 cami tamamen yıkılırken ayakta kalanların da tümünün minaresi tahrip oldu. 1070 ev yıkıldı, surlar zarar gördü, burçlardan 49u yıkıldı ya da ağır hasar gördü.
Ayasofya Camisinin ise fetihten sonra yapılan minaresi yıkıldı. 2. Bayazıdın Topkapı Sarayındaki yatak odası da depremden çöktü, ancak padişah bir kaç saat önce odadan ayrıldığı için zarar görmedi.
EK VERGİ KONULDU Depremden sonra toplanan Divan-ı Hümayun, depremin izlerini silebilmek için her evden 22 akçe ek vergi toplanmasına karar verdi.
Şehrin yeniden imar edilmesi için imparatorluk çapında harekete geçildi. Anadoludan 37 bin, Rumeliden 29 bin işçi ve usta İstanbula getirildi. Şehrin imarı için işçi ve malzeme temini zaman aldığından İstanbullular 1509 kışını derme çatma yapılarda büyük zorluklar içinde geçirdi.
İstanbuldaki imar faaliyetlerine 29 Mart 1510da başlandı ve çok kısa bir sürede 1 Haziran 1510da bitirildi.
FATİH CAMİ HER DEPREMDE ZARAR GÖRDÜ İstanbulluların hafızalarındaki korkuyu 10 Temmuz 1510da meydana gelen deprem tekrar canlandırdıysa da fazla bir hasara yol açmadı.
Kentte 10 Mayıs 1556da yaşanan deprem ise hayli yıkıcı oldu. Her İstanbul depreminde olduğu gibi bu depremde de Fatih Camisi büyük zarar gördü. Ayrıca Ayasofya Camisi ve surlarda da hasar oluştu.
Bu tarihten sonra 90 yıl kadar İstanbulda deprem olmadı. 28 Haziran 1648de sabaha yakın bir saatte İzmit ve İstanbullular depremle uyandı. Ancak bu depremin merkez üssü uzakta olduğu için İstanbulda fazla bir hasara yol açmadı. Daha sonra, 1653, 1654 ve 1659 depremleri meydana geldi.
İstanbulda 1663 Kasımında meydana gelen deprem aynı anda patlayan fırtına ile kente büyük zarar verdi.
Kent 23 yıl aradan sonra Ege Adaları, Karadenizin Anadolu sahilleri, Edirne civarı ve bu arada İstanbulda da hissedilen büyük bir depremle sarsıldı. Ancak bu felaket yüzünden bölgede oluşan zarar konusunda yeterli bilgi bulunmuyor. İstanbulda 1688, 1689, 1690da da çok şiddetli olmayan depremler meydana geldi.
18. YÜZYIL KABUS 18. yüzyıl, İstanbulda depremlerin adeta kabusa döndüğü bir dönem oldu. 1708, 1711, 1712, 1715te meydana gelen depremler fazla hasara yol açmadı, ancak 1719 sabahı meydana gelen deprem oldukça şiddetliydi. Tahribat sahası Düzceden başlayan deprem, İzmit, Sapanca, Orhangazi, Karamürsel ve Yalovayı da etkiledi. İstanbulda camiler, saraylar ve surlarda yıkıntılar meydana geldi.
İstanbulda 1723-1749 yılları arasında meydana gelen depremler önemli can ve mal kaybına yol açmadı. 2 Eylül 1754 gecesi meydana gelen depremden sonra dönemin padişahı I. Mahmud şehri terk etti.
İKİNCİ BÜYÜK DEPREM 1766DA Osmanlı hakimiyeti altındaki İstanbulda 1509dan sonra ikinci büyük deprem, 22 Mayıs 1766da yaşandı. Kurban Bayramının üçüncü gününe denk gelen deprem, bir perşembe günü, güneş doğduktan yarım saat sonra meydana geldi. Deprem sırasında korkunç gürültüler işitildi ve bu gürültüleri yaklaşık 2 dakika süren bir sarsıntı takip etti. Bundan sonra ise 4 dakika kadar süren düşük şiddetli deprem oldu. Bu depremin artçısı olan sarsıntılar 8 ay devam etti. Depremde yaklaşık 4 bin kişi öldü, çok sayıda kişi de yaralandı.
Depremde Fatih Camisi tamamen harap oldu, 100den fazla öğrenci medresenin yıkıntıları altında kaldı. Sultanahmet, Çorlulu Ali Paşa, İbrahim Paşa, Davud Paşa, Firuzağa, Hafız Ahmed camileri de hasar gördü. Topkapı Sarayı, Eski Saray ve surlar da etkilendi. Devrin padişahı 3. Mustafa bir kaç gün boyunca çadırda kaldıktan sonra İstanbulu terk ederek Edirneye gitti.
Vezirhan, Hırkacılar, Şekerciler, Baltacılar, Çuhacılar ve Kalpakçılar hanlarında bazı bölümler yıkıldı. Kapalıçarşı, Esir Pazarı ve Örücüler Çarşısı da hasar gördü. Yerebatan Sarnıcının desteklerinden biri çöktü ve şehir sular altında kaldı. Yollar ve köprüler hasar gördü, bazı yollar kapandı.
Halk uzun süre çadırlarda kaldı. Artçı depremlerin 8 ay sürmesi ve 5 Ağustosta da şiddetli bir depremin daha yaşanması insanların evlerine uzun süre girmesini engelledi.
Şehirdeki gıda depolarının ve hanların yıkılması veya harap olması sonucu yiyecek sıkıntısı doğdu, içme suyu şebekesinin zarar görmesi halkın temiz su bulmasını zorlaştırdı.
1894 DEPREMİ İstanbulu tarih boyunca etkileyen büyük depremlerden biri de 10 Temmuz 1894te yaşandı. Kent, öğleden sonra 12.24te şiddetli bir depremle sarsıldı. Deprem yaklaşık 18 saniye sürdü ve birbirini takip eden 3 dalga halinde etkisini hissettirdi.
17 Ağustos 1999 Marmara Depremi, özellikleri itibariyle İstanbulluları çok korkutan ve günlerce sokaklarda kalmalarına neden olan 1894 depremine benzetildi. Depremin birinci derecede etkilediği alanlar Marmara Depreminin etkilediği alanlarla benzerlik gösterdi. 1894 depreminden Adapazarı, İzmit, Gebze, Kartal, Adalar, Üsküdar, İstanbul, Büyükçekmece, Küçükçekmece, Çatalca, Marmara Denizinin bir kısmı, Bozburun, Yalova, Karamürsel ve Sapanca etkilendi.
Dönemin padişahı 2. Abdülhamid, zarara uğrayan ve ihtiyacı olan halka yardım yapılmasını istedi ve yaralıların belediye hastanesinde tedavi edilmesini sağladı.
Depremin olduğu gün hemen hasar tespitine başlandı. Ayasofya Camisinin tamiri için 544 bin kuruşluk bir ödenek ayrıldı.
Depremin yarattığı korku nedeniyle halk günlerce evlerine girmedi, memurlar da işlerine gitmedi. 2. Abdülhamid, 11 Temmuzda bütün memurların iş yerlerine girmelerini emretti. Buna rağmen memurların binalara girmemesi üzerine bakanlık bahçelerine barakalar inşa edildi.
Depremzedelere yardım kampanyası düzenlenmesi de bu arada gündeme eldi.
2. Abdülhamid 16 Temmuz 1894 tarihli iradesinde depremden zarar görenler için kendi adına 1000 lira bağışladığını, şehzade ve sultanlarının ise 500 lira ile kampanyaya katıldıklarını belirtti. Bu arada yabancı ülkeler de yardım kampanyaları düzenledi.
Bu deprem sonrasında 2. Abdülhamid biri Yıldız Sarayı bahçesine diğeri İstanbul Rasathanesine konulmak üzere son sistem 2 sismograf alınmasına karar verdi.
Sarsıntının niteliğini ve etkilediği alanları araştırmak üzere Atina Rasathanesi Müdürü Ejinitis, 2. Abdülhamid tarafından İstanbula davet edildi. Ejinitis, Marmara Denizinde yaptığı araştırmanın sonuçlarını Padişaha sundu.
Deprem çok şiddetli olmasına rağmen Marmara Denizinde meydana geldiği için İstanbuldaki binalarda çok büyük bir tahribata yol açmadı. Tahminlere göre bu depremde 280 kişi öldü, 298 kişi de yaralandı.
10 Temmuz depreminde yıkılan yerlerden birisi hiç beklenmedik şekilde Kapalıçarşı oldu. Yapılan araştırmada Kapalıçarşı esnafının dükkanlarını genişletmek amacıyla duvarları tıraşlayarak incelttikleri ve bu incelen kemerlerin depremin sarsıntısına dayanamadığı anlaşıldı.
1912 DEPREMİ Osmanlı döneminde İstanbulu etkileyen son büyük deprem 9 Ağustos 1912de Şarköy-Müreftede meydana gelen 7,3 büyüklüğündeki depremdi. Edirnenin güneyinde büyük hasara yol açan deprem, İstanbulda bir çok evin bacasının yıkılmasına, duvarlarının çatlamasına ve telgraf direklerinin hasar görmesine neden oldu.
İstanbulu şiddetle sarsan 1894 ve 1999 depremleri arasında Marmara Denizi merkezli iki ayrı deprem daha şehirde etkili oldu. Bu depremlerin her ikisi de 6,4 büyüklüğünde olup, biri 4 Ocak 1935te, diğeri ise 18 Eylül 1963 tarihinde meydana geldi. Her iki deprem de İstanbulda şiddetli hissedildi, İstanbul bu depremleri önemli bir hasar görmeden atlatmayı başardı.
İstanbulu derinden etkileyen ve insanların deprem gerçeği ile yüzleşmesine yol açan 17 Ağustos 1999 Marmara Depreminden 36 yıl önce 18 Eylül 1963te meydana gelen 6,3 büyüklüğündeki deprem de şehri hayli sarstı fakat yıkılan bina olmadı. Bu depremde sadece bir kişi sarsıntıdan başına bir tuğla düşmesi sonucu hayatını kaybetti.