Öymen, Yurt içinden ve yurt dışından yargı bağımsızlığına, özellikle Anayasa Mahkemesinin alacağı kararlara etkide bulunma yönündeki çabaların sakıncalı olduğunu, hem hukukun üstünlüğü hem de yargı bağımsızlığı alanındaki uluslararası değerlere, Türkiye Anayasasının temel hükümlerine de ters düştüğünü tespit ettik diye konuştu.
Toplantıda, Ergenekon Soruşturmasının kamuoyuna yansıyan kısmını değerlendirdiklerini anlatan Öymen, Baykalın CHP Grup Toplantısında yaptığı konuşmasındaki görüşlerinin Parti görüşünü yansıttığına karar verdiklerini bildirdi.
Öymen, toplantıda son olarak Türkiyenin AB üyeliğini ele aldıklarını bildirerek, şunları kaydetti:
AB ile ilişkilerimiz konusunda bazı üst düzey temaslar yapıldı. ABnin Türkiye Temsilcisi, Sayın Genel Başkanımızı da ziyaret etti. Bizim Parti olarak düşüncelerimiz şunlardır; Türkiyedeki gelişmelerle ilgili olarak Avrupalıların, Amerikalıların, yabancıların herhangi bir kaygıya kapılmalarına gerek yok. Türkiyenin içinde bulunduğu sıkıntılar, iktidarın gereksiz hatalarından kaynaklanmaktadır ve bu hatalardan doğan gerilim ortamı Türkiyeyi sıkıntılara götürmüştür. Türkiye bunu aşacaktır. Anayasa Mahkemesinin ne karar vereceğini bilmiyoruz, ama kararı ne olursa olsun bu Türk demokrasisine, Türkiyede rejimin istikrarına olumsuz bir etki yapmayacaktır.
TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİNDE DURGUNLUK DÖNEMİ YAŞANIYOR
Öymen, Anayasa Mahkemesinin AK Partinin kapatılması yönünde karar vermesi durumunda iktidarda bir liderlik açığının ortaya çıkacağını, yeni liderliğin eski hataları yapmaması gerektiğini söyledi. Öymen, sözlerini şöyle sürdürdü:
Her halükarda Türkiyede yabancıların, Türkiyenin kurumlarının da rejimin istikrarı ve geleceği konusunda kaygıya kapılmaları yanlış olur. İktidar Partisinin bu dava dolayısıyla toplumdaki cumhuriyetçi, laik, çağdaş, gerçek demokrasiyi savunan insanlara karşı bir misilleme anlayışı içine girmesi yanlıştır. Toplumun temelinde, tabanında bir çatışma, çatışma düşüncesi yoktur. O bakımdan hiç kimsenin bu içinde bulunduğumuz dönemde yaşanan sorunları, tabandan gelen bir sıkıntı, sorun gibi değerlendirmemesi gerekir. Bizim kanaatimizce Mahkemenin kararı ne olursa olsun, bu Türkiye AB ilişkilerini zedelemez. O nedenle kararın şekline göre ABnin Türkiye ile ilişkilerine yönelik değerlendirmelerini yapıcı bir anlayışla yapması doğru olur diye düşünüyoruz.
Türkiye AB ilişkilerinde bir durgunluk dönemi yaşandığını belirten Öymen, bu ilişiklerin duraksamasının, halkta AB üyeliği konusunda bir bıkkınlık oluşmasının önlenmesi gerektiğini söyledi.
Öymen, bu bağlamda önemli rolün AB ülkelerine düştüğünü vurguladı.
CHPnin, ABye Türkiyenin tam üyeliği için kesin bir tarih verilmesi gerektiği görüşüne sahip olduğunu ifade eden Öymen, şöyle konuştu:
Bu takdirde Türkiye, yeni bir sıçrama yapabilir, yeni bir umut, yeni bir heves, yeni bir çalışma ortamı doğabilir. Türkiyede reform süreci hızlanabilir, ama belirsizlik ortamı sürdüğü zaman bu çalışmalarda zorluklarla karşılaşılabilir. Türkiye AB ile ilişkilerinde yeni bir yaklaşım sergilemelidir, yeni bir çaba içine girmeli, yeni bir atağa kalkmalıdır, ama bunu harekete geçirecek en önemli unsur ABnin Türkiyenin üyeliği için makul bir tarih hedefi belirlemesidir.
Öymen, bu görüşler ışığında CHPnin konunun takipçisi olacağını kaydederek, CHP bu koşullar çerçevesinde Türkiyenin AB üyeliği çalışmalarında öncü rolü oynayacak bir anlayışa sahiptir, yeter ki ABden tam üyelik konusunda, beklentilerimiz yönünde samimi bir mesaj gelsin dedi.
Bu mesaja Türkiyenin şiddetle ihtiyacı olduğunu bildiren Öymen, böyle bir mesaj gelmesi durumunda Türkiyenin üyelik hedefi doğrultusundaki çabaların hızlandırılacağını söyledi.
SORULAR
Gazetecilerin sorularını da cevaplandıran Öymen, Sayın Baykal, ABnin Türkiye Temsilcisi ile görüşmesi yönündeki bir soruyu şöyle cevaplandırdı:
Bir kaç gün önce Genel Başkanımızı ziyaret etti. Zaten sık sık ziyaretler de oluyor. Onun daveti üzerine Mecliste temaslarımız oluyor. CHP olarak AB yetkilileriyle hem burada hem Brükselde temaslarımız var. Biz AB ile ilişkileri ikinci plana bırakan bir yaklaşımda değiliz, tam tersine Türkiyenin öncelikli meselesi olarak görüyoruz. Bu hedefin gerçekleştirilmesi için somut adımlar atılması gerektiğini düşünüyoruz. Hükümetin bu konudaki adımları yavaşlattığını düşünüyoruz. Kamuoyuna yansıyan düşüncelerin aksine esas ABnin temel değerlerini benimseyen parti CHPdir. Bizim beklentimiz; Türkiyenin AB ilişkilerinde diğer ülkelerle eşit muamele görmesidir. Bizim karşı olduğumuz; ikinci sınıf muameledir, çifte standarttır, Türkiyenin üyeliğini engellemeye yönelik çabalar, gayretlerdir.
Öymen, bir başka soru üzerine CHPnin AB ile ilişkiler, askeri darbe, dış politika konularındaki görüşlerinin olduğundan çok farklı biçimde kamuoyuna yansıtıldığını, gereksiz tartışma konusu yapıldığını ifade etti.
Basın özgürlüğüne saygı duyduklarını, ancak bazı basın yayın organlarının CHPyi yurt dışında darbe destekçisi olarak suçladığını anlatan Öymen, şöyle devam etti:
Oysa askeri darbelerden geçmişte en büyük sıkıntıyı çekmiş parti bizim partimiz. Kapatılan ve liderlerinin yargılanmadan hapse atıldığı partilerin başında bizim partimiz geliyor. CHP nasıl darbe yanlısı olabilir? Bu bir yana Türk Ordusunu darbeci bir ordu olarak nitelendirmek de son derece yanlıştır, bunu defalarca açıkladık. Türk Ordusunun darbeci olduğu yönünde iddialar yanlıştır. CHP laiklik konusundaki görüşleri her zaman savunuyor, Türk Silahlı Kuvvetleri de bunu savunuyor, demek ki CHP askeri müdahaleyi destekliyor gibi bir görüş son derece hatalıdır. Askeri darbelerin Türkiyeye nelere mal olduğunu iyi bilecek durumdaki parti bizim partimizdir. CHPyi darbe yanlısı, demokrasi karşıtı, AB karşıtı olarak yansıtmak son derece yanlıştır. CHP, Türkiyenin AB üyeliğine herkesten çok destek veriyor.