Doç. Dr. İncesunun değerlendirmesi şöyle:
Şöhretli bir kişiye benzeme çabası geniş bir spekturumda ele alınabilir. Bunda ağır bir ruhsal sorundan reklamla ilgi çekmeye kadar değişen gibi birçok neden rol oynayabilir. Toplumda sihirli formüllere olan eğilim de bu tip davranış biçimlerini tetikliyor. Kısa yoldan şöhret olma, itibar kazanma, insanların ilgisini toplama gibi eğilimler arttı. Televizyon programlarında estetik cerrahinin sık sık konu edilmesi, hastaların öncesini ve sonrasında yaşanan değişimi gösteren operasyonların yayınlanması bu tip operasyonlara talebi de artırdı. Bundan 10 yıl öncesine kadar yüksek gelir düzeyinde ve ileri yaştaki insanların seçeneği olarak gösterilen estetik ameliyat, bugün hemen her yaş ve gelir grubundan insanların yöneldiği bir alan haline geldi.
Bazı insanlar yüzlerini ya da vücutlarını değiştirdiklerinde, hayatlarında olumsuz giden birçok problemin değişeceğine dair inançlar besleyebiliyor. Bu da bazen bir şöhretli kişiye benzeme talebiyle ortaya çıkıyor. Ancak bu tip operasyonlardan sonra hastanın tatmin olmaması, hayal kırıklığı yaşaması sıklıkla karşılaştığımız bir durum. Eğer temelinde ruhsal bir problem varsa, kişi yeni yüzüyle de mutlu olmayacak birden fazla estetik operasyon yoluyla arayışını sürdürecektir. Biz bu tip nedenlerle psikiyatristlere başvuran hasta sayısında bir artış gözlüyoruz. Bu nedenle, biz son yıllarda psikiyatri kliniklerine başvuran hasta sayısında da bir artış gözlüyoruz.
Estetik ameliyat olmayı düşünen kişinin bir psikolog ya da bir psikiyatristten danışmanlık almasını bu tip durumlarda mutlaka öneriyoruz. Birden çok ameliyatla yüz ya da vücut değişeceği ve geri dönüşü olmayacağı için ciddi bir sorun yaşanabilir. Depresif zeminde giden bir süreçte, tekrar eden yüz operasyonları intihar girişimine kadar gidebilecek çok ciddi sonuçlar doğurabilir.