AKPM tarafından, yarın Türkiyedeki demokratik kurumların işleyişi hakkında Strasbourgda oylanacak bir kararda, Türkiyede yaşanan siyasi gelişmelerin sorumlusu olarak 12 Eylül anayasası gösterilecek ve yeni bir anayasa hazırlanması istenecek.
STRASBOURG - Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinin (AKPM) Avrupa Konseyi üyesi ülkelerin siyasi yükümlülüklerini izlemekle görevli Denetim Komisyonu tarafından hazırlanan ve Türkiyede demokratik kurumların işleyişi: Son gelişmeler başlığını taşıyan taslak karar metninde, AK Partiye karşı açılan kapatılma davasının Türkiyenin yeni bir anayasaya her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğunu gösterdiği görüşü dile getiriliyor. Taslakta, Türkiye için izleme süreci mekanizmasının gerekirse yeniden başlatılabileceği de söylendi.
Taslak metinde, Anayasa Mahkemesine baskı uygulanmaması gerektiği belirtilmekle birlikte, Yüce Mahkemeden AİHM kararları ve Venedik Komisyonunun siyasi partilerin yasaklanmasıyla ilgili tavsiyeleriyle uyumlu hareket etmesi isteniyor. AK Partiye karşı açılan davanın, sonucu ne olursa olsun, Türkiyede siyasi partilerin yasaklanmasıyla ilgili tartışmanın sona ermediğini ve ek anayasal ve yasal reformlara gereksinim olduğunu gösterdiği savunuluyor.
Taslakta, 1980 askeri darbesinin izlerini taşıdığı söylenen mevcut anayasa ve siyasi partiler kanununun, Avrupa standartlarıyla tam anlamıyla uyumlu hale getirilmesi gerektiği de belirtiliyor. Denetim Komisyonu adına raportörlük yapan Belçikalı parlamenter Luc van den Brande, Avrupa standartlarında yeni bir anayasa için Ankaraya bir Avrupa Konseyi organı olan Venedik Komisyonu ile işbirliği çağrısı yapıyor.
Raportör, Denetim Komisyonundan, 2004 yılında siyasi denetimden çıkarılan ve denetim sonrası sürece dahil edilen Türkiye ile diyaloğu yoğunlaştırmasını, başta yeni anayasa hazırlanması olmak üzere Türkiyedeki demokratik kurumların işleyişiyle ilgili gelişmeleri yakından takip etmesini ve eğer gerekiyorsa Türkiye için denetim sürecini yeniden başlatmasını da istiyor.
Türkiyeyle ilgili izleme sürecinin daha önceki yıllarda kapatılması sonrasında alınan karara da atıfta bulunan taslakta, siyasi partilerin kapatılması konusunda AKPMnin göstermiş olduğu hassasiyete yeniden fikkat çekiliyor.
Taslakta, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin parti kapatma davalarıyla ilgili kararlarına da dikkat çekilirken, yine AİHMnin, parti kapatmanın gerçekten çok ciddi hallerde düşünülmesi gereken bir çare olarak görülmesi yolunda verdiği görüşe de atıfta bulunuyor.
AKPM, rapor ile buna bağlı karar tasarısını yarın tartışarak oylayacak.
AKPM, 2004 yılında Türkiyeye uygulanan izleme sürecinin kapatılmasını kararlaştırmıştı. Denetim süreci, daha çok Avrupa Konseyine yeni üye olmuş ve insan hakları alanında eksikleri bulunan ülkeler için uygulanan bir mekanizma... Türkiye üzerindeki izleme sürecinin 2004 yılında kalkması, Türkiyenin AB ile tam üyelik müzakerelerinin başlamasında önemli rol oynamıştı.
A.B. iç işlerimize neden karışıyor?
İlginç bir soru çünki A.B. "Ortak bir
iç hukuk" demektir. Atatürk bize altın
tepside demokrasi hediye etmiş fakat
ölümünün ardından yeniden monarşik bir
rejime dönülmüştür. 100 yıl evvelki
padişah/meşrutiyet yönetimi ile
bugünki mevcut yönetim arasında hiç
bir fark yoktur. İkisindede
dilediğiniz zaman hükümeti/vatandaşın
tercihlerini fes edebiliyorsunuz. Eğer
köklü bir demokrasimiz olsun
istiyorsak bizim için A.B.olmazsa
olmazdır.
Kemal Durusoy - Ankara
25 Haziran 2008, Çarşamba 09:55
Yahu, bu adamlar benim anayasama karar
verecek biz de ağzımızı açıp bunu mu
bekleyeceğiz? BU NE REZİLLİK!!! BU NE
ACİZLİK! AB üyeliği ve ilişkileri
konusunda artık bir referandum
yapılmalı. Anlamlı anlamsız herşeyi
referanduma taşımak isteyenlere duyurulur..
Orcun Kurnaz - İstanbul
25 Haziran 2008, Çarşamba 05:19
Başka ülkeler nasıl oluyoda bize
anayasamızı değiştirmemiz gerektiğini
söyleyebiliyolar. Daha kötüsü, biz
nasıl buna izin veriyoruz!!!